Updates from kırçiçeği Toggle Comment Threads | Klavye Kısayolları

  • kırçiçeği 12:05 on 27/08/2008 Kalıcı Bağlantı | Cevapla  

    ELİF olmak zordur 

    Elif olmak zordur
    Çünkü elif olmak
    Yuvarlak bir dünyada dik durmanın
    Dik ve önde
    Belki acıyla
    Ama vazgeçmeden durmanın
    Dünya ne kadar dönerse dönsün
    Olduğu yerde kalmanın adıdır elif olmak
    Kaç silah varsa elife çevrilir
    Elif hep olduğu yerdedir
    Silahlar patladığında ilk vurulan eliftir
    Zordur elif olmak
    Elif olmak hep vurulmaktır
    Elif olmak yalnızca elif olmaktır
    Ne B, ne T, ne S
    Elif
    Yalnızca elif
    Elif demeden hiçbir şey denilemez
    Ben elif dedim
    Artık her şeyi söyleyebilirim.
    ..
     
  • kırçiçeği 09:45 on 27/08/2008 Kalıcı Bağlantı | Cevapla  

    NECİP FAZIL KISAKÜREK 

     

    UTANSIN

    Tohum saç, bitmezse toprak utansın!
    Hedefe varmayan mızrak utansın!

    Hey gidi küheylan, koşmana bak sen!
    Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!

    Eski çınar şimdi noel ağacı;
    Dallarda iğreti yaprak utansın!

    Ustada kalırsa bu öksüz yapı,
    Onu sürdürmeyen çırak utansın!

    Ölümden ilerde varış dediğin,
    Geride ne varsa bırak utansın!

    Ey binbir tanede solmayan tek renk;
    Bayraklaşamıyorsan bayrak utansın!

     
    NECİP FAZIL KISAKÜREK

     

     
    • ███▓HÜLYA███▓ 10:42 on 27/08/2008 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

      NECİP FAZIL KISAKÜREĞİN GÜZEL BİR ŞİİRİİ ELİNİZE SAĞLIK

  • kırçiçeği 09:36 on 27/08/2008 Kalıcı Bağlantı | Cevapla  

    AŞIK VEYSEL 

    DOSTLAR BENİ HATIRLASIN
    Ben giderim adım kalır,
    Dostlar beni hatırlasın.
    Düğün olur, bayram gelir,
    Dostlar beni hatırlasın.

    Can bedenden ayrılacak,
    Tütmez baca, yanmaz ocak,
    Selam olsun kucak kucak,
    Dostlar beni hatırlasın.

    Açar solar türlü çiçek
    Kimler gülmüş, kim gülecek
    Murat yalan, ölüm gerçek,
    Dostlar beni hatırlasın.

    Gün ikindi akşam olur,
    Gör ki başa neler gelir,
    Veysel gider, adı kalır
    Dostlar beni hatırlasın


     
    AŞIK VEYSEL

     
  • kırçiçeği 09:14 on 27/08/2008 Kalıcı Bağlantı | Cevapla  

    Abdurrahim Karakoç 

     

    AŞK HİKAYESİ
    Başımdan bir kova sevda döküldü
    Islanmadım, üşümedim, yandım oy!
    İplik iplik damarlarım söküldü
    Kurşun yemiş güvercine döndüm oy!

    Yağmur yorgan oldu, döşek kar bana
    Anladım ki kendi gönlüm dar bana
    Alev dolu bardakları yâr bana
    Sunuverdi içtim içtim kandım oy!

    Sevgi ektim, naz biçmeye çalıştım
    Ne zamana, ne kendime alıştım
    Kırk senede yedi hasret bölüştüm
    Yedi dünya bana düştü sandım oy!

    Gönül şahinimi yordum gerçeğe
    Sonsuzda yüzümü sürdüm gerçeğe
    Teselliden kanat kırdım gerçeğe
    Tecellinin sinesine kondum oy!

     ABDURRAHİM KARAKOÇ

     

     
  • kırçiçeği 08:43 on 27/08/2008 Kalıcı Bağlantı | Cevapla  

    GELİRSEN 

     

    Gelirsen pırıl pırıl bakışlarınla gelmelisin ve mutluluğu asmalısın sol
    omzuna. Bakışlarına kan dökmemelisin, kinden, nefretten, her tür tuzaktan
    arınarak çıkmalısın yola. Hayatı taşıyacak kadar yürekli olmalı küçük
    parmakların, avuçlarının içiyse her dem ıslak olmalı.


    Gelirsen gözlerini getirmelisin, içlerinde bakmaya doyamayacağım umut dolu
    gözbebeklerini de almalısın yanına. Bir ceylanı bile kıskandıracak o nefis
    yürüyüşünle gelmelisin bana. Yürek titreten gülüşlerini de almalısın yanına
    ve akmalısın yüreğime daha ilk merhaba demek için hazırlık yaptığım anda.

    Ardında bıraktığın sözcüklerin tümünü silerek hafızandan, o öpmeye
    kıyamadığım dudaklarınla gelmelisin. Güneşi getirmelisin gelirken,
    karanlıkların üzerine çullanmalıyız seninle ve içimize gömmeliyiz karanlığı.
    Hayatla başa çıkabilecek kadar sert, en küçük kırılmada parçalanacak kadar
    yumuşak bir yürekle gelmelisin bana gelirsen.

    Minicik öykülerinle gelmelisin, bir kedi kadar sessiz, bir kaplan kadar
    yırtıcı olmalısın yola çıktığın andan itibaren. Seni dinleme zevkini de
    getirmelisin bana, dudaklarından dökülen her sözcüğü içmeliyim kana kana.

    Fesleğen kokulu saçlarınla gel gelirsen ve içinden topladığın çiçeklerini
    ver bana. Yüreğinden sessizce süzülen nehirlerini getir bana,
    utangaçlıklarını, sokulganlıklarını, çılgınlıklarını da yanına yoldaş
    yaparak.

    Ama neyse sen bana aldırma. Unut yukarıda istediklerimin tümünü.

    "Gelirsen Sadece Kendini Getir Bana ."

     
     
  • kırçiçeği 14:29 on 25/08/2008 Kalıcı Bağlantı | Cevapla  

    MEVLANA’dan güzel sözler, öğütler 

    MEVLANIN    GUZEL  SÖZLERİ

       

     

    Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi ol,
    öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.

    · Şu dünyada yüzlerce ahmak, etek dolusu altın verir de, şeytandan dert satın alır.

    . Vazifesini tam yerine getirmemiş olanın vicdan yarasına ne mazaretin devası ne ilacın şifası deva getirmiş..

    . Aşk altın değildir, saklanmaz. Aşıkın bütün sırları meydandadır..

    . Yeşillerden, çiçeklerden meydana gelen bahçe geçici, fakat akıllardan meydana gelen gül bahçesi hep yeşil ve güzeldir..

    · Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.

    . Aşk, davaya benzer, cefa çekmek de şahide: Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki..

    · Sen diri oldukça ölü yıkayıcı seni yıkar mı hiç?

    · İsa’nın eşeğinden şeker esirgenmez ama eşek yaratılışı bakımından otu beğenir.

    · Dert, insanı yokluğa götüren rahvan attır.

    · Ehil olmayanlara sabretmek ehil olanları parlatır.

    · Leş, bize göre rezildir ama, domuza, köpeğe şekerdir,helvadır.

    · Kuzgun, bağda kuzgunca bağırır. Ama bülbül, kuzgun bağırıyor diye güzelim sesini keser mi hiç?

    · Pisler, pisliklerini yapar ama sular da temizlemeye çalışır.

    · Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür. Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir.

    · Nasıl olur da deniz, köpeğin ağzından pislenir, nasıl olur da güneş üflemekle söner?

    · Akıl padişahı kafesi kırdı mı, kuşların her biri bir yöne uçar

    · Tövbe bineği, şaşılacak bir binektir. Bir solukta aşağılık dünyadan göğe sıçrayıverir.

    · O beden testisi ab-ı hayatla dopdolu, bu beden testisi ise ölüm zehiri ile. İçindekine bakarsan padişahsın, kabına
    bakarsan yolu yitirdin.

    · Genişlik, sabırdan doğar.

    · Korkunç bir kurban bayramı olan kıyamet günü, inananlara bayram günüdür, öküzlere ölüm günü.

    · Kim daha güzelse kıskançlığı daha fazla olur. Kıskançlık ateşten meydana gelir.

    · Dünya tuzaktır. Yemi de istek. İstek tuzaklarından kaçının.

    · Irmak suyunu tümden içmenin imkanı yok ama susuzluğu giderecek kadar içmemenin de imkanı yok.

    · Gürzü kendine vur. Benliğini, varlığımı kır gitsin. Çünkü bu ten gözü, kulağa tıkanmış pamuğa benzer.

    · Ey altın sırmalarla süslü elbiseler giymeye, kemer takmaya alışmış kişi. Sonunda sana da dikişsiz elbiseyi giydirecekler.

    · Eşeğe, katır boncuğuyla inci birdir. Zaten o eşek, inciyle denizin varlığından da şüphe eder.

    · Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir.

    · Oruç tutmak güçtür, çetindir ama Allah’ın kulu kendisinden uzaklaştırmasından, bir derde uğratmasından daha iyidir.

    · Ayın, geceye sabretmesi, onu apaydın eder. Gülün, dikene sabretmesi, güle güzel bir koku verir. Arslanın, sabredip
    pislik içinde beklemesi, onu deve yavrusu ile doyurur.

    · Zahidin kıblesi, lütuf, kerem sahibi Allah’tır. Tamahkarın kıblesi ise altın torbası.

    . Allah ile olduktan sonra ölüm de, ömür de hoştur..

    · Sarhoş, cinayeti yapar da sonra "özrüm vardı, kendimde değildim"der. Kendinde olmayış, kendiliğinden gelmedi sana,
    onu sen çağırdın.

    · İnsan gözdür, görüştür, gerisi ettir. İnsanın gözü neyi görüyorsa, değeri o kadardır.

    · Birinin başına toprak saçsan başı yarılmaz. Suyu başına döksen, başı kırılmaz. Toprakla, suyla baş yarmak istiyorsan, toprağı suya karıştırıp kerpiç yapman gerek.

    · Yoldaki bir tepecik seni bunaltmış,oysa önünde yüzlerce dağ var

    · Kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana, içinde inci vardır.

    · Adalet nedir? Her şeyi yerine koymak. Zulüm nedir? Bir şeyi yerine koymamak,başka yere koymak.

    · Hiçbir kafire hor gözle bakmayın. Müslüman olarak ölmesi umulur çünkü.

    · Şu deredeki su,kaç kere değişti,yıldızların akisleri hep yerinde.

    · Yol kesenler olmadıkça ,lanetlenmiş şeytan bulunmadıkça,sabırlılar ,gerçek erler,yoksulları doyuranlar nasıl belirir,anlaşılır?

    · Oyun ,görünüşte akla uymaz ama çocuk oyunla akıllanır.

    · Anlayış,edep şehirlilerdedir. Ziyafet,garip konaklamak da köylülerde.

    · Resimler ister haberleri olsun,ister olmasın,hepsi de ressamın elindedir,o elden çıkar.

    · Alışsan güvercin sallanan kamıştan kaçar mı hiç?O kamıştan göklere uçan yere alışmamış olan güvercin ürker,kaçar.

    · Mal, sadakalar vermekle hiç eksilmez. Hayırlarda bulunmak,malı yitmekten korur.

    · Çalınmış kumaş,devamlı kalmaz insanda. Hırsızı da darağacına götürür.

    · Ağlayışın,feryat edişin bir sesi,sureti vardır. Zararınsa sureti yoktur. Zararda insan elini dişler ama zararın eli yoktur.

    · Her korkuda binlerce eminlik vardır,göz karasında onca aydınlık mevcut.

    · Verdiğini geri alan kişi, köpek gibi kusmuğunu yemiş olur.

    · Şarap kadehtedir ama kadehten meydana gelmemiştir ki. Ağzını,şarabı verene aç.

    · Ekme günü gizlemek toprağa tohumu saçmak günüdür. Devşirme günüyse tohumun bittiği gündür,karşılığını bulma günüdür.

    · Bilgi, sınırı olmayan bir denizdir. Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır.

    · Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?

    · Bülbüllerin güzel sesleri beğenilir de bu yüzden kafes çeker onları. Ama kuzgunla baykuşu kim kor kafese?

    · Meyve ekşi bile olsa, olmadıkça ona ham derler

    · Çayırlıktan, çimenlikten esip gelen yel, külhandan gelen yelden ayırt edilir.

    · Dünya malı, bedene tapanlara helaldir.

    · Gerçek kokusuyla, ahmağı kandıran yalan sözün kokusu, miskle sarımsak kokusu gibi, söz söyleyenin soluğundan anlaşılır.

    · Her dil, gönlün perdesidir. Perde kımıldadı mı, sırlara ulaşılır.

    · Ahlaksızların bağırışıyla, yürekli yiğitlerin naraları, tilkiyle arslanın sesi gibi meydandadır.

    · Kötü nefis, yırtıcı kuştur.

    · Hırsın yemdir, cehennemse tuzak.

    · Doğan, avdan av getirir, fakat kendi kanadıyla uçar da avlanır. Padişah da bu yüzden onu keklikle, çil kuşuyla besler.

    · Dil, tencerenin kapağına benzer. Kıpırdadı da kokusu duyuldu mu ne pişiyor anlarsın.

    · Yemekle dolu karın, şeytanın pazarıdır.

    · Sözle anlatılan şey, yalan bile olsa, kokusu, gerçek olduğunu da haber verir, yalan olduğunu da.

    · Canım bedenimde oldukça, kulum, köleyim, seçilmiş Muhammet’in yolunun toprağıyım. Birisi sözlerimden bundan başka söz
    naklederse, o kişiden de bezmişim ben, o sözden de.

    · Sevgiden, tortulu bulanık sular arı-duru bir hale gelir. Sevgiden, dertler şifa bulur. Sevgiden, ölüler dirilir. Sevgiden, padişahlar
    kul olur. Bu sevgi de bilgi neticesidir.

    · Mumundur karanlık veren sana. Anlatırdım bunu ama, gönlünün beli kırılıverir. Gönül şişesini kırarsan artık, yaşamak fayda vermez.

    · Rüşvet alan para pul padişahı değiliz. Paramparça olmuş gönül hırkalarını diker, yamarız biz.

    · Aşıkların gönüllerinin yanışıyla gözyaşları olmasaydı, dünyada su da olmazdı, ateş de.

    · İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun diye bu alem yok değildir.
    Görememek ayıbı, göstermemek kusuru, uğursuz nefsin parmağına ait işte.

    · İnsan, gözden ibarettir aslında, geri kalan cesettir. Göz ise ancak dostu görene denir.

    · A kardeş, keskin kılıcın üzerine atılmadasın, tövbe ve kulluk kalkanını almadan gitme.

    · Bir gömlek derdine düşeceksin ama belki o gömlek kefen olacaktır sana.

    · Dün geçti gitti. Dün gibi, dünün sözü de geçti. Bugün yepyeni bir söz söylemek gerek.

    · Saman çöpü gibi her yelden titrersin. Dağ bile olsan, bir saman çöpüne değmezsin.

    · O dağa bir kuş kondu, sonra da uçup gitti. Bak da gör, o dağda ne bir fazlalık var ne bir eksilme.

    · Altın ne oluyor, can ne oluyor, inci, mercan da nedir bir sevgiye harcanmadıktan, bir sevgiliye feda edilmedikten sonra

    · Gördün ya beni gamdan başka kimse hatırlamıyor, gama binlerce defa aferin.

    · Nefsin, üzüm ve hurma gibi tatlı şeylerin sarhoşu oldukça, ruhunun üzüm salkımını görebilir misin ki?

    · Ağzını kapa ve altın dolu avucunu aç. Ceset cimriliğini bırak da cömertliği seç.

    · İnanmışsan, tatlı bir hale gelmişsen, ölüm de inanmıştır, tatlılaşmıştır. Kafirsen, acılaşmışsan, ölüm de kafirleşir, acılaşır sana.

    · Doğruluk, Musa’nın asası gibidir. Eğrilik ise sihirbazların sihrine benzer. Doğruluk ortaya çıkınca, bütün eğrilikleri yutar.

    · Bir kötülük yaptıktan sonra pişmanlık hissetmek Allah’ın inayet ve muhabbetine mazhar olmanın delilidir.

    · Sıkıntı ve huzursuzluk mutlaka bir günahın cezası, huzur ise bir ibadetin karşılığıdır.

    · Üzerinde pek çok meyveler bulunan bir dalı, meyvalar aşağı doğru çeker. Meyvasız bir dalın ucu ise, servi ağacı gibi
    havada olur.

    · Topluluk bizim yanımıza geliyor. Susacak olsak, incinirler. Bir şey söyleyecek olsak, onlara göre söylemek lazım geldiğinden o zaman da biz inciniriz

    · Ümit, güvenlik yolunun başıdır.

    · Kuş seslerini öğrenen kimse, kuş olmadığı gibi aynı zamanda kuşların düşmanı ve avcısıdır.

    · Dert, insana yol gösterir.

    · İman, namazdan daha iyidir. Çünkü namaz beş vakitte, iman ise her zaman farzdır.

     

     
  • kırçiçeği 11:57 on 25/08/2008 Kalıcı Bağlantı | Cevapla  

    GEL(me) 

    24 Ağustos

    Gel (me)

    Aralıksız batan sözcüklerinin, an be an yüzünü ölüme çevirdiği yerden yazıyorum sana.

    Dinleme.
    Ne bundan önce söylediklerimi ne de bundan sonra söyleyeceklerimi…
    Bu defa dinleme!
    Attığım her adımda bir parça daha yıkılan duvarların altında kalmaktan, ayıramadığın dakikaların geceler boyunca sinirini taşımaktan yoruldu ruhum. Ben çabuk yoruldum. Hiç bir masalın kahramanı olamayacak kadar uykum var. Sesinden esirgediğin yüreğin gibisin. Varlığının bir anlamı olsun derken, sen en çok da anlamsızlığa yakıştın nedense. Oysa bu değildi sana dair başlattığım yolculuğun sonu. Böyle olmamalıydı.
    Adresimi de sil adımlarından;sanırım bundan böyle evde olmayacağım.
    Nefesimle çoğalacakken, nefesimi tıkadın sen!
    Geçen her günde, soyunurken tüm kelimelerim yavaş yavaş sana, sen, durdurak tanımadan yeni bir kıyafetle çıktın karşıma.
    Parmak uçlarımda kaybediyorum sıcaklığını. Yazdıkça uzaklaşıyorum sesinden, teninden ve bakışlarından
    Seni unutmak istiyor kalbim çok acıyor.Susuyorum ağlamıyorum sensizliğe alışıyorum artık,kan yaşları akıtıyorum.
    hava kararmaya başlayınca, daha çok arıyorum sanki seni. Soğuktan mı korkum, karanlıktan mı, sensizlikten mi, yalnızlıktan mı, nöbetlerimden mi, çaresizlğimden mi?…
    Bil(m)iyorum….____________Kahırdan
    Artık hissetmiyorum… Unutmaya başladım; kokunu, sevdiğin şeyleri, söylediğin şarkıyı, bana bakışını, sevişini, sarılışını…
    Yaşadık mı sahi senle?
    Gülüyordum galiba..Sen yüzüme çok yakıştığını söylüyordun gülmenin. Ben gülünce sen gülüyordun. Sen gülünce denizler duruluyordu gözlerinde. Şimdi fırtına var.

    Gülmek bana yakışmıyor (mu) !!
    Edebiyatı seviyor(d)um. Sana olan aşkımı yüreğimden sonra en iyi o anlatıyordu. Ben de hep yazıyordum. Bak yine yazıyorum…

    Küstüm,
    Gel____(me) artık.
    Aşk acı çekmekse
    Sev____(me) artık.
    Kara gecelerde ben bulurum yoldaş kendime,
    Kork____(ma)
    Çekmem fişini hayatın!!!
    Yoruldum,
    Kuramıyorum artık.
    Nolur,
    Gel_____(me)!!

    Bunların sadece hâyâl olduğunu kimseye söyleme.
    Herkes ben gelmeni istemiyorum diye bilsin.
     
    Ne olur __________Gel be
     
  • kırçiçeği 14:38 on 22/08/2008 Kalıcı Bağlantı | Cevapla  

    yüreğimi bir gül çizdi 

     
    yüreğimi bir gül çizdi

    Gülün dikeni battı dün parmagima, ve hala gülümseyerek bakiyorum parmagimdaki kücük siyriga…

    kizamadim…
     cünkü gülün dikeni batmadan önce sükretmistim;
     " Ya Rabbi, ne kadar güzel yaratmissin " demistim.
     Kizamadim, cünkü bir dakika önce güzel kokusunu sineme cekmistim , bakmaya kiyamamis kokusuna hayran kalmistim, cünkü batmadan önce yüregime koymus onu sevmistim…
    dikenini unutmusmuydum? unutmustum dikenini… unutmustum iste….

    acitmayayim diye dokunmaya cekindigim gül, ince ve derin bir yara acmisti parmagima… gülümsedim yarayada… süzülen iki damla kanada… cünkü o yarayi acan bakmaya kiyamadigim o güldü…

    sevdiklerimizin yüregimizde actiklari yaralarda aslinda o gülün actigi yara gibi degilmiydi… ince ve derin bir yara… aslinda cok önemsiz gibi görünsede her kimildadiginizda yüreginizi inceden sizlatan bir yara… ama dostlariniz o yarayi acmadan önce siz muhabbet dolu kokularini sineye cekmistiniz, zamani, mekani ve kalbinizi paylasmistiniz… yarayi acmadan önce siz onlari kalbinize koymustunuz…
    kizabilirmiydiniz…
    kizamazdiniz elbet…

    sevdiklerimizin actiklari yaralarda o gülün actigi yara gibi ince ve derin… ama yarimiz o yarayi acmadan önce biz sükretmistik, kokusunu sinemize cekmis, bakmaya kiyamamistik…dikenini unutmusmuyduk… unutmustuk tabi… ama biz gülümsemeliyiz yaraya… belki süzülen iki damla kanada… gülümsemeliyiz iste…. cünkü o yarayi acmadan önce biz onu kalbimize koymustuk ve sevmistik…

     
     
  • kırçiçeği 08:25 on 21/08/2008 Kalıcı Bağlantı | Cevapla  

    HİNT MİTOLOJİSİNDE KADIN-ERKEK YARATILIŞI 

    HİNT MİTOLOJİSİNDE
    KADININ YARADILIŞI

    Tanrı, yaprağın hafifliğini

    ceylanın bakışını

    güneş ışığının kıvancını

    sisin gözyaşını aldı

    rüzgarın kararsızlığını

    tavşanın ürkekliğini buna ekledi

    onların üzerine taşların sertliğini

    balın tadını

    kaplanın yırtıcılığını

    ateşin yakıcılığını

    kışın soğuğunu

    saksağanın gevezeliğini

    kumrunun sevgisini kattı

    bütün bunları karıştırdı, eritti ve kadın yaptı

    YARATTIĞI KADINI ,ERKEĞE ARMAĞAN ETTİ

    HİNT MİTOLOJİSİNDE
    ERKEĞİN YARATILIŞI

    Tanrı, kaplumbağanın yavaşlığını

    boğanın bakışını

    fırtına bulutlarının kasvetini

    tilkinin kurnazlığını

    boranın dehşetini aldı

    sülüğün yapışkanlığını

    kedinin yaramazlığını

    hindinin kabarışını

    gergedan derisinin sertliğini onlara ekledi

    bunların üzerine ayının kabalığını

    bukalemunun şıpsevdiliğini

    sivrisineğin vızıltısını kattı ve erkeği yarattı

    YARATTIĞI ERKEĞİ,
    ADAM ETSİN DİYE
    KADINA VERDİ :)

     
  • kırçiçeği 08:58 on 18/08/2008 Kalıcı Bağlantı | Cevapla  

    İNSAN OLMAK KOLAY DEĞİL

    Durup durup bana sorma
    Bunu bilmek olay değil
    İnsan doğduk insan ama
    İnsan olmak kolay değil

    Kalpten başka bir yolu yok
    Aşktan başka bir dalı yok
    Kitabı yok okulu yok
    İnsan olmak kolay değil

    Yüreğinde sevgi yoksa
    Gözlerinde şefkat yoksa
    Dünyalar da senin olsa
    İnsan olmak kolay değil

    Neler gördük bu dünyada
    Neler verdik bu uğurda
    Sultan olmak kolaydı da
    İnsan olmak kolay değil!

     AHMET SELÇUK İLKAN

     
     
c
Compose new post
j
Next post/Next comment
k
Previous post/Previous comment
r
Cevapla
e
Düzenle
o
Show/Hide comments
t
Go to top
l
Go to login
h
Show/Hide help
shift + esc
Vazgeç
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.