BAKAMADIM SAÇLARINA DOLANAN KIZIL GÜLE…

BAKAMADIM SAÇLARINA DOLANAN KIZIL GÜLE

Yazdığın son mektubu okudum defalarca. Defalarca ağladım gizlice. Sözcüklerinle ısındı yüreğim, kanadı , acıdı . Gidişine hala inanamıyorum. Son bir kez gözlerini görmek istediğim o an ölümün soğuğu girmişti tenine. Saçlarına dolanan kızıl güller kalmıştı tek. Onlarla ovunur oldum. Sen gittiğinden beri kızıl güllerle çevirdim bahçelerimi.

Yakışmaz ki ölümün soğuğu sana…

Sana gülmeler yakışır , sana dokunmalar, sana kızıl güller yakışır.Bir tek ölüm yakışmaz sana. Gittiğinde ağlıyordu bulutlar, ben ağlıyordum yanı başında. Toprağına düşen her bir damla ben oluyordum. Sızıyordum… sana dokunsun diye ellerim. Gün aşırı ayaklarım beni sana taşır oldu. Yeniden yaşıyorum yaşanmış bir eski tarihi.
Yeniden sarılıyorum sana hiç gitmemişsin gibi. Sonra bir acı oturuyor, inceden bir sızı düşüyor. İşte o an yakıyor yüreğim kendini. İşte o an susuyor tüm cıvıltıları kuşların,rüzgar esmez oluyor. Bir ses yükseliyor içimden. Nerdesin..

NERDESİN…

Her şey buluyor karşılığını, nehirler denizlere akıyor,dalgalar kıyılara,yıldızlar geceyle buluşuyor. Kırmızı güller çiğ tanesi oluyor sabahın koynunda.Bir sen yoksun.Nerdesin…

Ölüme inat sıcak gülüşler gönder bana. Dayansın yüreğim, büyüsün sevdam..Sıcak gülüşler gönder bir şafak vakti…Bir şafak vakti bütün kırmızı güller dönsün sana yüzünü.Bir şafak vakti koşayım yine sana soluksuz..

Bakamadım saçlarına dolanan kızıl güllere…

Saçlarına kızıl günler dolanmıştı ayrılık vaktinde. Bakamadım …Yakışmazdı bu soğuk tene kırmızı güller… Hep taze olsun diye, yokluğunu aratmasın diye, sen gitmemişsin gibi kızıl güller büyütüyorum. Saçların dolanıyor şimdi kızıl güllere…Ölüm düşmesin kızıl güllere…

Nihat coşkun